İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Thou Gild'st the Even
Film · 2013 · 107 dk · Dram, Fantastik, Romantik
Kısa Cevap: Herkese göre değil — tuhaf, sakin akan bir kasaba fantastiği.
Onur Ünlü'nün kendine has mizahı ve olağanüstü güçleri sıradanlaştıran özgün fikri dikkat çekiyor. Ama ağır tempolu, garip tonu ve alışılmadık anlatımı her izleyiciye göre değil.
Resmi Fragman · YouTube üzerinden oynatılır.
Yönetmen: Onur Ünlü
Son kontrol: 14 Temmuz 2026 · Platform verileri JustWatch kaynaklıdır.
Akhisar'da babasıyla aynı berber dükkânında çalışan Cemal'in kasabasında, sıradan görünen insanların olağanüstü güçleri vardır. Ama kimse süper kahraman değil; hepsi sıradan sorunları olan sıradan insanlardır.
Bu yapım hakkında henüz kimse yazmamış — ilk yorumu sen bırak.
Spoilersız yaz, herkes rahat okusun; spoiler varsa yukarıdaki kutucukla işaretle. Yorumun, moderasyondan geçtikten sonra burada görünür.

Çok bilinmeyen, genelde yeraltı camiasının tanıdığı bir müzisyen olan Adam, yaşadığı toplumun ve insanlığın aldığı halden dolayı depresif ve çok mutsuz haldedir. Onu hayata bağlayan Eve adındaki sevgilisi ile olan aşkları ise yüzyıllardır sürmektedir; zira Adam ve Eve aşkları hiç tükenmeyen iki vampirdir. Fakat bu ölümsüz ve uzun soluklu aşk Eve’in küçük kız kardeşi Ava tarafından sekteye uğrayacaktır.

Filmde Tilda Swinton, bir kavanoza hapsedilmiş bir Cin ile karşılaşan parlak bir bilgin Alithea rolünde. İstanbul'da bir otel odasında uzun bir sohbet sırasında Cin, Alithea'nın özgürlüğünü kazanmasına yardım etmesi halinde üç dileğini yerine getirmek için onunla bir anlaşma yapar. Alithea'nın dilekleri, zaman içinde yirmi yıl atlamayla sonuçlanır, bu arada birbirleri için beklenmedik duygular geliştirir.

‘‘Şimdi pes etmeli miyim? Eğer pes edersem, insanoğlu hikayecisini kaybeder ve insanoğlu bir kez hikayecisini kaybetti mi, çocukluğunu da kaybetmiş olur!’’ Berlin üzerinde bir melek... Usta isim Wim Wenders’ın yönetimindeki film, Berlin’deki hayatı ve hayat içinde yorgun insanları izleyen meleklerin, özellikle de Melek Damien’in hikayesini anlatmaktadır. Masumiyetlerinden ve gönül gözlerinin açıklığından ötürü olsa gerek, bu melekleri yalnızca çocuklar fark etmektedir. Diğer melekler gibi, tüm dünyayı siyah-beyaz gören, kütüphanede kitap okuyan insanların okuduklarını dinleyen Damien’ın tüm düzeni, sirkte çalışan güzel bir kadına aşık olmasıyla değişecek ve insan olmaya karar vermesine neden olacaktır. Ses getiren Hollywood yapımlarından City of Angels’ın esinlenildiği film olan yapım, Bruno Ganz ve Peter Falk’ın oyunculukları, Nick Cave’in müzikleri, aldığı ve aday olduğu pek çok ödülle dikkat değer bir yapımdır...

Bir savaşın sonrasında, savaşta "araç" olarak kullanılan genç bir kız yaşamayı öğrenir. Yanık izleriyle, Binbaşı'nın "seni seviyorum" sözünün altındaki gerçek duygularını hissetmek için geçmişine geri döner.

Hayalleri olan ve balıklarla diyalog kurmaktan hoşlanan genç Axel, bir akrabasının kendisine önerdiği iş için Arizona'ya gidiyor ve burada iki kadınla tanışıyor. Elanie ne yapacağı belli olmayan, yarı-deli ve güzel bir kadın. Kızı Grace ise daha mantıklı gibi gözükse de sürekli intiharı düşünüyor ve gerçek anlamda mutsuz. Zaman geçtikçe Elanie'den uzaklaşan ve Grace'le yakınlaşan Axel'in en büyük hayali ise 'uçmak'... Aya doğru yol alan ambulanslar, uçan sandalyeler ve çölde yaşayan balıklar gibi çarpıcı ve fantastik imgelerle süslü 'Arizona Rüyası', yönetmenin en apolitik ve çılgın filmlerinden biridir.

Bir zamanlar yüksek bir tepedeki kalede, en büyük icadının adı Edward olan bir mucit yaşıyordu. Edward, dayanılmaz bir çekiciliği olmasına rağmen mükemmel değildi. Mucidin ani ölümü onun yarıda kalmasına yol açtı: Elleri yerine uzun, keskin metal parçaları vardı. Edward, merhametli bir Avon hanımefendisinin, onu ailesiyle beraber yaşamak üzere evine götürene kadar karanlıkta yalnız yaşadı. Böylece Edward'ın Suburbia adlı pastek cennetteki fantastik maceraları başladı.