İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

Emin Alper (d. 13 Ağustos 1974; Ermenek, Karaman), Türk yönetmen; senarist, yapımcı ve akademisyen. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde akademisyenlik ve çeşitli dergilerde yazarlık da yapan Emin Alper, Tepenin Ardı ve Abluka filmleri ile tanınır. Alper'in üçüncü uzun metrajlı filmi olan Kız Kardeşler, ilk gösterimi 69. Berlin Uluslararası Film Festivali'nin "Ana Yarışma" bölümünde gerçekleştirdi. Film, SİYAD'da 10 dalda 11 adaylık elde etti. Liseyi Ankara Fen Lisesi’nde bitirip Boğaziçi Üniversitesi inşaat mühendisliği bölümüne girdi, fakat mutlu hissetmediği bölümünü iki yıl sonra tekrar sınava girip aynı üniversitenin iktisat bölümünü kazanarak değiştirdi. Boğaziçi Üniversitesi’nde iktisat ve tarih okudu, ardı sıra Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde Modern Türkiye Tarihi üzerine doktorasını aldı. 18 yaşındayken izlediği Kustorica filmi Çingeneler Zamanı'ndan etkilenir, kendi deyimi ile "sinemanın büyüsünün farkına varır". Üniversitede senaryo denemeleri yapan Alper, o dönem üniversitenin sinema kulübüne de üyedir. Vaktinin çoğunu sinema kulübünde, bir kısmı film sektöründe de çalışmakta olan arkadaşlarıyla geçirir. Bu dönemde senaryolar, eleştiriler yazar, sürekli notlar alır. Bu dönemde arkadaşları ile "Görüntü" dergisini çıkarır. Kulüp etkinliklerinde film tartışıp dönemin parlayan yönetmenlerini (Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan gibi) söyleşilere davet ederler. Aynı dönemde hep planladığı sinema geleceği netleşip şekillenir. İstanbul Teknik Üniversitesi insan ve toplum bilimleri bölümünde akademisyen olarak dersler veren yönetmenin sinema ve siyaset üzerine Tarih ve Toplum, Birikim, Mesele, Altyazı ve Görüntü gibi dergilerde yazıları da yayımlandı.

Kız Kardeşler, annelerinin ölümün ardından farklı yollara savrulmak zorunda kalan üç kız kardeşin hikayesini konu ediyor. Reyhan, Nurhan ve Havva küçük yaşta öksüz kalan üç kız kardeştir. Annelerinin ölümünün ardından kardeşler kasabaya farklı ailelerin yanına besleme olarak gönderilir. Birbirlerinden ayrılmak zorunda kalan kardeşler yeni yaşamlarına uyum sağlamakta epey zorlanır. Kızlar, yanlarında kaldıkları ailelerin yanında tutunamayınca, baba ocağına geri gönderilir. Aradan geçen yılların ardından köylerine dönen kız kardeşler, yeniden bir araya geldiklerinde kaçtıkları gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.

Emre, Yanıklar kasabasına yeni tayin olmuş çiçeği burnunda bir savcıdır. Bekleyen işlere büyük bir ciddiyetle sarılan Emre, başta belediye başkanı Selim Bey olmak üzere kasaba eşrafı tarafından büyük bir saygıyla karşılanmıştır. Ancak bu hoş karşılamaya rağmen ilk günden itibaren bazı tuhaflık ve gerginlikler yaşanır. Belediye başkanlığı seçimleri yaklaştıkça kasabadaki gerginlik iyice artar. Emre, siyasi çekişmelerde taraf olmak istemese de ona karşı yükselen homurtular, onu yavaş yavaş kasabanın muhalif gazetecisi Murat’a yaklaştırır ve genç savcı kısa süre sonra kısır bir döngüye sıkışıp kalır.

Yıllar sonra bir araya gelen üç kardeş: Cemal, Suzan ve Kenan… 30 yıl ayrı kaldıktan sonra, yıllardır haber almadıkları babalarından gelen bir telefon üzerine Hasanlar Köyü’ndeki evlerine giderler. Birbirini çok az tanıyan üç kardeş, köye vardıklarında babalarının öldüğünü öğrenirler. Cemal, Suzan ve Kenan acayipliklerle dolu bu köyde hem birbirlerinin hem kendilerinin hem de babalarının kim olduğunu anlama fırsatı bulurlar.

Emre, Yanıklar kasabasına yeni tayin olmuş çiçeği burnunda bir savcıdır. Bekleyen işlere büyük bir ciddiyetle sarılan Emre, başta belediye başkanı Selim Bey olmak üzere kasaba eşrafı tarafından büyük bir saygıyla karşılanmıştır. Ancak bu hoş karşılamaya rağmen ilk günden itibaren bazı tuhaflık ve gerginlikler yaşanır. Belediye başkanlığı seçimleri yaklaştıkça kasabadaki gerginlik iyice artar. Emre, siyasi çekişmelerde taraf olmak istemese de ona karşı yükselen homurtular, onu yavaş yavaş kasabanın muhalif gazetecisi Murat’a yaklaştırır ve genç savcı kısa süre sonra kısır bir döngüye sıkışıp kalır.

Kız Kardeşler, annelerinin ölümün ardından farklı yollara savrulmak zorunda kalan üç kız kardeşin hikayesini konu ediyor. Reyhan, Nurhan ve Havva küçük yaşta öksüz kalan üç kız kardeştir. Annelerinin ölümünün ardından kardeşler kasabaya farklı ailelerin yanına besleme olarak gönderilir. Birbirlerinden ayrılmak zorunda kalan kardeşler yeni yaşamlarına uyum sağlamakta epey zorlanır. Kızlar, yanlarında kaldıkları ailelerin yanında tutunamayınca, baba ocağına geri gönderilir. Aradan geçen yılların ardından köylerine dönen kız kardeşler, yeniden bir araya geldiklerinde kaçtıkları gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.

Yıllar sonra bir araya gelen üç kardeş: Cemal, Suzan ve Kenan… 30 yıl ayrı kaldıktan sonra, yıllardır haber almadıkları babalarından gelen bir telefon üzerine Hasanlar Köyü’ndeki evlerine giderler. Birbirini çok az tanıyan üç kardeş, köye vardıklarında babalarının öldüğünü öğrenirler. Cemal, Suzan ve Kenan acayipliklerle dolu bu köyde hem birbirlerinin hem kendilerinin hem de babalarının kim olduğunu anlama fırsatı bulurlar.

20 yıl hapis yattıktan sonra, Kadir şartlı tahliye olur. İstanbul büyük bir siyasal karmaşa içindedir, polis ise failleri yakalamak için önlemlerini her geçen gün arttırmaktadır. Emniyette yüksek bir mevkide olan Hamza, şartlı tahliye karşılığında Kadir’e bir iş bulmasında yardımcı olur. Kadir bir çöp toplayıcısı gibi çalışarak gecekondu mahallelerinde muhbirlik yapmaya başlar. Çöplerde bomba yapım malzemeleri olup olmadığını araştırmakta, buna göre istihbarat bilgisi üretmektedir. Kadir, kardeşi Ahmet'i çalıştığı mahallelerden birinde bulur. Ahmet ise belediyede sokak köpeklerinin itlafından sorumlu birimde çalışmaktadır. Ahmet, Kadir'in yakın bir abi-kardeş ilişkisi kurmak için çabalarını karşılıksız bırakır. Ahmet'in mesafeli tutumu, Kadir'i çeşitli komplo teorileri üretmeye yöneltir.

Nusret, biri uysal diğeri deli fişek iki oğlunu alıp dedelerinin çiftliğine hava değişikliği olsun diye götürür. Zafer, askerlik sonrası yaşadığı bunalımla ne kadar içine kapanıksa, kardeşi bir o kadar laf dinlemez, haşarı bir delikanlıdır. Dede Faik ise kendi çiftliğinin çevresinde gezinen keçi sürülerinden ve özellikle onların sahibi olan çobanlardan şikayetçidir. Çevresinde ne olup biterse onlardan bilmektedir. Nereden geldiği belli olmayan bir silah patlaması ve sonrasında yaşananlar çiftliktekilerin huzurunu büsbütün bozacaktır. Film, sorunlarıyla yüzleşmek yerine bir düşman ve günah keçisi yaratan egemen erkek kültürünü mercek altına alıyor.