İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

7 dizisinden 1'i İzlenir çıktı
Fikret Hakan (born Bumin Gaffar Çitanak; 23 April 1934 – 11 July 2017) was a prolific Turkish film actor and a recipient of the honorary State Artist, a title awarded by the Turkish government. Hakan was born as Bumin Gaffar Çitanak in 1934 to Gaffar and Fatma Belkıs. His mother was a head nurse while his father was a literature teacher. He moved along with his parents as a teenager from Balikesir to Istanbul, and enrolled in Galatasaray High School.[3] Hakan began his artistic career in 1950 as an actor for the Ses Theatre and a contributor to literary magazines. Making his debut in Evli mi bekar mi, a short comedy directed by Muhsin Ertugrul in 1951, and his feature film debut in 1953 in Köprüalti Çocuklari (Kids Under the Bridge), he has made over 170 appearances in film to date, although his career was at its most productive throughout the 1950s and 1960s through to 1976. He starred in films such as Revenge of the Snakes (Yılanların öcü) in 1962. Hakan appeared as Colonel Ahmed Elçi along with Tony Curtis and Charles Bronson in the 1970-mpvie You Can't Win 'Em All directed by Peter Collinson.[4] Hakan made four marriages. His spouses were Lale Sarı, Semiramis Pekkan, Neşecan Paşmak and Hümeyra. He had an extramarital daughter Elif Hakan.[5] Lately, he had a life partner Tijen Kılıç.[6] He died on 11 July 2017 at a hospital in Istanbul after being diagnosed with lung cancer.[7] He was interred at Zincirlikuyu Cemetery following a memorial ceremony held at Istanbul University's Faculty of Science,[6] and the religious funeral in Afet Yolal Mosque in Levent.

Sinema emekçileri 1977'de yeni sansür tüzüğünü protesto etmek, özgür sanatı savunmak ve sosyal haklarını almak için uzun bir yürüyüş yapma kararı aldılar. Böylece sinemanın 60 yılı aşan suskunluğuna da bir son verilecekti. Oyunculardan, set işçileri ve yönetmenlere kadar 400'ü aşkın sinemacı 5 Kasım günü Ankara'ya kadar 3 gün sürecek bir yürüyüş başlattı.Halkın şaşkın bakışları ve desteği altında yürüdüler. Bu belgesel 100 yılı aşan sinemamızın unutulan fakat en onurlu dönemlerinden biri olan sinema emekçilerinin yürüyüşünün hikayesidir.

Genç bir kadınla ona âşık iki gencin öyküsünü konu edinir. Hülya bir fabrikada işçidir. Sözlüsü Faruk ise şofördür. Yakın bir zamanda evlenmeyi plânlarlar. Bu sırada Faruk iş adamı Fikret’ten çok para kazanabileceği bir iş teklifi alır. Teklifi kabul ederek Avrupa’ya gider. Faruk ile iletişimi kesilen Hülya tesadüfen karşılaştığı Fikret’in sevgilisi olur. Faruk'un Türkiye’ye dönmesi ile Hülya iki erkek arasında bir seçim yapmak zorunda kalır.

Filmde, Ahmet ve Kemal isimli iki eski arkadaşın bir cinayeti çözmek için birlikte verdikleri mücadele anlatılır. “Baba” lakaplı Ahmet, muhasebe memuru olarak geçimini sağlamaktadır. Aynı fabrikada işçi olarak çalışan oğlu Ali ise bir sendika üyesidir. Fabrika müdürü, oğlunu sendikadan ayrılmaya ikna etmesi için Ahmet’e baskı yapmaktadır. Bu sırada fabrikada başlayan grev sırasında Ali öldürülür. Ahmet, oğlunun katilini bulmak için askerlik arkadaşı olan iş adamı Kemal’den yardım ister. Bu süreçte hem Kemal hem de Ahmet kendi hayatlarını sorgulamaya başlayacaktır..

Mutlu bir aile yaşantısı olan sevimli Gülşah bir gün eve geldiğinde beklenmedik bir tabloyla karşılaşır. Evde anne babasını bulamayan küçük kız, babasının haksız yere hapse girdiğini; annesinin ile hastaneye kaldırıldığını öğrenir. Bu büyük trajedi karşısında şaşkına dönen kız yine de metanetini korur ve küçük kardeşine sarılarak her şeyin üstesinden gelmeye ant içer. Küçük kız artık bir yandan küçük kardeşine bakacak, diğer yandan da hapisteki babasına ve hastanedeki annesinin geçimini sağlayacak parayı kazanacaktır. Hayatta tek başına kalan Gülşah, çeşitli işlerde çalışıp ailesini geçindirirken küçük yaşta fazlasıyla olgunlaşmayla tanışacaktır.

Filmde, yakalamak istediği uyuşturucu çetesinin eline düşen bir polisin başından geçenler konu edilir. Polis Burhan uzun süredir peşinde olduğu uyuşturucu çetesinin üyelerinden Recep’i yakalar. Recep, yalancı şahit bularak kurtulur. Fakat Recep’i gözaltındayken darp eden Burhan, bir kasabaya sürülür. Kasabada tanıştığı dansöz Sevtap’la ilişki yaşamaya başlar. Bu ilişki, Burhan’ı çökertmek istediği çetenin izine ulaştıracaktır.

Arslanoğlu Deniz Taşımacılığı şirketinin veliahtı Harun, babası Feyyaz, annesi Saadet, ablası Işıl, eniştesi Burak ve onların çocukları Sinem ile birlikte ailesine ait köşkte yaşamaktadır. Görünen tek sıkıntıları Alzheimer hastası olan anneleri Saadet'in ara sıra yaptıklarıdır. Melda, babası Cemil, annesi Türkan, kızkardeşi Eda ve erkek kardeşi Kerem ile dededen kalma eski bir evde yaşamakta ve Arslanoğlu şirketinde Dış Ticaret Sorumlusu olarak çalışmaktadır. Babası Cemil'in küçük bir araba tamirhanesi vardır. Harun, Melda ile olan arkadaşlığının sonucunda, genç kıza evlenme teklif etmiştir. Melda'nın bu teklife hemen bir yanıt vermemesi Harun'da stres yaratırken, Melda da aylar önce söylediği bir yalanın üstesinden nasıl geleceğini düşünmektedir.
Görsel yokHerkesin Serçe diye çağırdığı bir doktor kızı olan Mine ve Erzincanlı muhafazakar bir ailenin Amerika'da okuyan oğulları Doğu'nun yaşanmış hikayeleri. Çocukluktan beri arkadaş olan Doğu, Devrim, Demir ve Funda Doğu'nun Amerikan'dan dönüşünü kutlamak üzere bir parti tertip ederler. Güzel başlayan parti ilerledikçe, tatsız gelişmeler yaşanır. Demir aşık olduğu Funda'ya evlenme teklifinde bulunmayı düşünürken, Funda'dan hiç beklemediği tepkiler alır. Doğu ise hiç ummadığı bir anda tüm yaralarını saracak Mine yani Serçe'ye rastlar.

Yetimhanede yolları düğümlenen üç çocuk, Ali, Ezel ve Esmer, küçük yaşlarda birbirlerinden koparılarak ayrılırlar. 20 yıl sonra kader onları yeniden bir araya getirdiğinde her biri artık başka hayatların yolcuları olmuşlardır.

Bütün kasabada mertliğiyle tanınan Halil, Ali Kaptan'a olan borcu yüzünden Rıza ve Olimpia'nın da aralarında bulunduğu işçilerle birlikte Ali Kaptan'ın kaçakçılık işinde çalışmak zorunda kalır. Bu sıralarda Çengi Eleni'yle yakınlaşmaya başlar. Borcunu ödeyene kadar bu "haram iş"te çalışmak zorunda olmaktan başka çaresi yoktur. Ta ki, kasabaya yeni kaymakam gelinceye dek...

Görsel yok
Osmanlı İmparatorluğu'nun adım adım adım çöküşe gittiği gerçeğini algılayamayan ve bu nedenle düşman işgaline rağmen İstanbul Hükümetini samimi bir çabayla savunmayı sürdüren bir din adamı (Çetin Tekindor) Kuvayi Milliye'nin ilk tohumlarının atıldığı Akşehir'e gelir. Görevi, sarayın otoritesini tanımayan bu yeni hareketi, din adamı kimliğini kullanarak daha doğuş sürecindeyken provoke etmektir. Ancak, kahramanımız zaman içinde gördükleri ve yaşadıklarıyla giderek bilinçlenecek, ulusal kurtuluş ordusunun en önde gelen mücahitlerinden birine dönüşecektir. Kendisine silahlı cihadı öğreten deli dolu çete reisi (Erol Taş), yaşadığı uzun dönüşüm sürecinin ardından ona şöyle der: "Ben buraların ağasıyım. Sen de artık ağa oldun. Ama bir bölgeye iki tane ağa olmaz. Ben varken sen de bundan böyle Küçük Ağa olarak anılacaksın."