İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

6 filminden 2'si İzlenir çıktı
Fuat Onan, 18 Eylül 1952 tarihinde Ankara’da doğdu. Sanat dünyasına tiyatro oyunculuğu ile başladı. Çağdaş Sahne, Ankara Halk Tiyatrosu, Devlet Tiyatrosu Aziz Nesin Sahneleri’nde görev aldı. Sinan Çetin’in yönettiği Bir Günün Hikâyesi (1980) filmi ile sinema oyunculuğuna başladı. Mustafa Altıoklar, Sinan Çetin, Yusuf Kurçenli ve Oğuzhan Tarcan’ın yanında yardımcı yönetmen olarak çalıştı. 1988 yılında çekilen Ateş Böceği filminin senaryosunu kaleme aldı. Sinema oyunculuğunun yanı sıra televizyon dizilerinde de yer alan oyuncu, bir çok yapımla ekran karşısına çıktı.

Başına sürekli trajikomik hadiseler gelen Altan (Cem Yılmaz), bir bar açmak istemekte ancak yeterli sermayeyi bir türlü bulamamaktadır. Uzun süredir görmediği ağabeyi Nuri’yi (Mazhar Alanson) rastlantı sonucunda bir kavgada bulur. Nuri de bir ilaç deposunda çalışmaktadır. Bu durumu öğrenen Altan, depodan uyuşturucu ilaç çalar ve ilaçları satmak için iki kardeş Bodrum’a giderler. “Her şeyin çok güzel olacağına” inanırlar. Ancak olaylar farklı bir şekilde ilerleyecektir.

Çiçek Abbas, Şakir adında bir minibüs şoförünün yanında muavindir. Şakir çapkın, bencil ve yalancının tekidir. Abbas ise tam tersine saf biridir. Tek hayali minibüsçü olmak ve aşık olduğu ve patronunun da evlenmek istediği kızla evlenmektir. Abbas hurda bir minibüsü tefeciden borçlanarak alır ve çalışarak borcunu ödemeye başlar. Bu sırada patronun ayrıldığı nişanlısı ile birbirlerine aşık olurlar. Şakir bunu hazmedemez ve Abbas'ın minibüsünün tekerleklerini ve motorunu çalar. Zor duruma düşen Abbas borcunu ödeyemez ve minibüse mahallenin tefecisi el koyar. Şakir Abbas'ın aşık olduğu kızla evlenmek için zorla bastırır ve babası, ekonomik durumu daha iyi olduğu için kızını ona verir. Nikah günü Şakir'in kız kardeşi Abbas'a yardım eder ve Abbas sevdiği kızı nikah masasından kaçırır.

İstanbullu bir çift olan Yalın ve Beyza, Assos’ta bir köye taşınır. Yeni bir hayata başlamak üzere buraya gelmişlerdir. Ancak ilk günden itibaren köylüler Yalın’a olumsuz ve tehditkâr biçimde yaklaşır. Çok geçmeden bu tepkilerin şiddeti hızla yükselir ve bir gün Yalın bir gencin saldırısına uğrar. Bu saldırıyla birlikte Yalın’ın gerçekte kim olduğu ortaya çıkacak ve köy halkıyla arasında gizli bir savaş başlayacaktır.

Çiçero, 2. Dünya Savaşı'nın seyrini değiştiren ve Almanya'nın bozguna uğramasında etkin payı olan casus Çiçero'nun savaştaki etkisini ve savaş sonrası yaşadıklarını konu ediyor. İlyas Bazna, 2. Dünya Savaşı sırasında Ankara’daki İngiliz Büyükelçiliği’nde uşak olarak çalışmaktadır. İçeriden birçok bilgiye ulaşabilen Bazna, Almanlar için casusluk yapmaya başlar ve kendisine “Çiçero” kod adı verilir. İlyas Bazna savaşın seyrini değiştirmesine rağmen T4 uygulamasıyla engellilerin gaz odalarına gitmelerine, iğneyle uyutulmalarına engel olamaz. İlyas Bazna’nın savaştaki etkisini ve savaş sonrası yaşadıklarını beyaz perdeye yansıtacak olan filmin yönetmen koltuğunda Serdar Akar oturuyor.

Küçük bir kasabanın belediye başkanlığını, olmayacak vaatler sayesinde kazanan Peker Mengen için icraat zamanı gelmiştir. İlk iş, söz verdiği üzere başbakanı oraya getirmek üzere harekete geçer. Ancak başbakana yapılan tantanalı karşılama töreni sırasında beklenmedik olaylar yaşanır ve belde bağımsız bir ülke haline gelir. Üstelik Amerika ile savaşa girmişlerdir. Peker, eşi Mualla ve danışmanlarıyla birlikte Amerika'yla baş etmeye çalışırken sıfırdan bir ülke kurmanın hiç de kolay olmadığını anlayacaktır.

Konu olarak gazetelerin üçüncü sayfalarında rastlayacağımız türdeki fiziksel ve ruhsal şiddet vakalarını işleyen film, çaresiz bir adamın başına gelen talihsizlikleri yansıtır. Figüranlık yaparak yaşamını idame ettiren İsa’nın bir yanlış anlaşılma sonucunda hırsızlıkla suçlanır, mafyanın peşine düştüğü İsa bir gün içerisinde çalınan parayı bir şekilde toparlamak zorundadır. İntihar etmekten başka bir çözüm yolu bulamayan İsa, o esnada çalan kapı ziliyle birlikte başka bir yola girer. Türk sinemasının özgün yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz’un Masumiyet’ten sonra çektiği filmi Masumiyet gibi Altın Portakal’ı kazanmıştır ve yönetmenin kendine has üslubunu kanıtlar niteliktedir.

Başına sürekli trajikomik hadiseler gelen Altan (Cem Yılmaz), bir bar açmak istemekte ancak yeterli sermayeyi bir türlü bulamamaktadır. Uzun süredir görmediği ağabeyi Nuri’yi (Mazhar Alanson) rastlantı sonucunda bir kavgada bulur. Nuri de bir ilaç deposunda çalışmaktadır. Bu durumu öğrenen Altan, depodan uyuşturucu ilaç çalar ve ilaçları satmak için iki kardeş Bodrum’a giderler. “Her şeyin çok güzel olacağına” inanırlar. Ancak olaylar farklı bir şekilde ilerleyecektir.

Çiçek Abbas, Şakir adında bir minibüs şoförünün yanında muavindir. Şakir çapkın, bencil ve yalancının tekidir. Abbas ise tam tersine saf biridir. Tek hayali minibüsçü olmak ve aşık olduğu ve patronunun da evlenmek istediği kızla evlenmektir. Abbas hurda bir minibüsü tefeciden borçlanarak alır ve çalışarak borcunu ödemeye başlar. Bu sırada patronun ayrıldığı nişanlısı ile birbirlerine aşık olurlar. Şakir bunu hazmedemez ve Abbas'ın minibüsünün tekerleklerini ve motorunu çalar. Zor duruma düşen Abbas borcunu ödeyemez ve minibüse mahallenin tefecisi el koyar. Şakir Abbas'ın aşık olduğu kızla evlenmek için zorla bastırır ve babası, ekonomik durumu daha iyi olduğu için kızını ona verir. Nikah günü Şakir'in kız kardeşi Abbas'a yardım eder ve Abbas sevdiği kızı nikah masasından kaçırır.

Hakan Dağıstan, ülkenin en önemli inşaat şirketlerinden birinin sahibidir. 6 ay önce evlendiği karısı Merve’yle bir süredir problemler yaşamaktadır. İlk zamanlar tanıdığı, sevdiği kadın değildir artık Merve. Tam da bu süreçte tanışır Sahra’yla Hakan... Karısı ne denli uzak ve ilgisizse, Sahra o denli alakadar ve ısrarcıdır. Merve ve Hakan ikilisi hayatlarına Sahra girdikten sonra birbirlerine olan sevgileri, sırları ve sadakatiyle sınanacaktır. Ama aşkın sınavı diğerlerinden farklıdır; bilen değil, yanan kazanır. Bilindik bir kıssa vardır; dostluk ve aşk yolda karşılaşır ve “Senden kalanları temizlemek benim işim” der dostluk aşka. Fakat bu hikayede durum farklıdır. Merve, dostlukla kirlettiği geçmişini, aşkla temize çekmeye çalışacaktır.

Hayat Sırları, yıllardır sırtlarında taşıdıkları, kimseye anlatamadıkları büyük sırları, ilmek ilmek ördükleri mutlu yuvalarına bomba gibi düşen Kuzgun ailesinin, sevgiyle sarmalanmış, ama bir o kadar da tehlikelerle dolu hikayesini anlatıyor.

Birbirlerinden başka tutunacak şeyi olmayan, dört küçük çocuğun hikayesi bu. Dört arkadaş. Dört kardeşten öte. Büyümeleri yıllar sürecek sandılar. Ama bazı çocuklar. Tek bir günde büyür. Basit, masum, tek bir hata yaptılar. Ve çocukluklarına veda ettiler. O günden sonra bir söz verdiler birbirlerine. Sustular. Ve dağıldılar şehrin dört bir yanına. Ama içlerinden biri tutmadı sözünü. Yıllar sonra bir araya topladı hepsini. Başladığı işi bitirmeleri için... Şimdi her biri bambaşka bir adam. Biri gözü kara bir serseri. Biri başarılı bir kanun adamı. Biri hiç büyümemiş, kocaman kalpli bir çocukadam. Biri de sözü ilk bozan. Şehrin dört bir yanından esen dört rüzgar gibi çıktılar bir yola. Arkalarında paylaşılamayan bir aşk, önlerinde sorulacak bir hesap, tek silahlarıysa girdiği her savaştan galip çıkan dostluklarıydı. Onlar yıllarca sustular. Şimdi konuşma zamanı...

Bütün kasabada mertliğiyle tanınan Halil, Ali Kaptan'a olan borcu yüzünden Rıza ve Olimpia'nın da aralarında bulunduğu işçilerle birlikte Ali Kaptan'ın kaçakçılık işinde çalışmak zorunda kalır. Bu sıralarda Çengi Eleni'yle yakınlaşmaya başlar. Borcunu ödeyene kadar bu "haram iş"te çalışmak zorunda olmaktan başka çaresi yoktur. Ta ki, kasabaya yeni kaymakam gelinceye dek...
Görsel yok