İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor

18 dizisinden 4'ü İzlenir çıktı
1965’te Samsun’da doğdu. 1992’de Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Tiyatro Bölümü Oyunculuk Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldu. 1993 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Atölyesi’ni kurdu. Burada 2004 yılı sonuna kadar oyunculuk, yönetmenlik ve eğitmenlik yaptıktan sonra İstanbul’a yerleşti. Antalya’da bulunduğu süre içinde Tiyatro Atölyesi, Belediye Tiyatrosu ve Devlet Tiyatrosu’nda bir çok oyun yönetti ve oynadı.

1960'lı yıllarda, kocasının kendisine yaptığı onca kötülüğü ve yaşadığı aile dramını unutamamış, bir evladını torununun doğumunda kaybetmiş bir annenin ve aynı zamanda kendisine ait bir konfeksiyon atölyesinin sahibi olan Cemile'nin, kızları Berrin ve Aylin; oğulları Mete ve Osman, kayınvalidesi Hasefe Hanım, damatları ve torunları ile verdiği mücadele anlatılmaktadır. Geçen bu olayları Cemile'nin küçük oğlu Osman anlatmaktadır. 3. Sezonda 12 Eylül Darbesi anlatılmaktadır.

Şehrazat, ataerkil bir ailenin oğluyla evlenmiş, fakat aile bu evliliğe şiddetle karşı çıkmış ve oğullarını evlatlıktan reddetmişlerdir. Eşini, oğlu henüz bir yaşındayken trafik kazasında kaybeden Şehrazat, kısa süre sonra oğlunun lösemi olmasıyla bir kez daha sarsılır. Kaderin ağır sınavından geçen genç kadın, çaresizlik içinde tedavi için gerekli olan 200.000 doları bulmaya çalışır. Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 dolar daha gereklidir. İstenmediğini bile bile çocuğu için zengin kayınpederine gider, durumu anlatır ve para ister fakat vicdansızca evden kovulur. Son çare olarak henüz üç ay önce işe başladığı ve deneme süresinin dolmadığı BinYapı Holding'in patronu Onur Aksal'dan borç ister. Fakat genç patron Binbir Gece Masalları kahramanı Şah Şehriyar'ın "Kadınlara asla inanma" felsefesinden yola çıkarak ağır bir bedel ister. İsteği Şehrazat ile bir gece geçirmektir. Bu her şeyin başlangıcı olur.

1960’lar Türkiye’sinin gölgesinde, altın çağını yaşamaya başlayan Yeşilçam’da bir yapımcının ayakta kalma hikâyesini anlatan Yeşilçam: Bir Sinema Hayvanı’nda Çağatay Ulusoy, her şeyini kaybetmiş ancak Yeşilçam’da küllerinden yeniden doğmaya çalışan sinema aşığı yapımcı Semih Ateş’e hayat veriyor. Aynı zamanda dizide Çağatay Ulusoy’a Afra Saraçoğlu ve Selin Şekerci eşlik ediyor. Afra Saraçoğlu, Yeşilçam’ın kapısını gerçek bir sanatçı olmak için çalan genç ve güzel Tülin Saygı’yı, Selin Şekerci ise Yeşilçam’ın gözde yıldızlarından Mine Cansu’yu canlandırıyor. Oyuncu kadrosunda bu üç isme Güngör Bayrak, Nilüfer Açıkalın, Altan Erkekli, Yetkin Dikinciler, Özgür Çevik, Ayta Sözeri ve Bora Akkaş eşlik ediyor.

Melek, yıllardan beri sevgilisinin gelinlik satan dükkânında tezgâhtar olarak çalışmakta ve evlilik hayalleri kurmaktadır. Bir gün sevgilisinin kendisinden ayrılmak istediğini öğrenir ve hayatı tamamen değişir. İşyerinden ayrılan Melek, tesadüfler sonucu eşini kaybetmiş olan zengin bir adamın, Ömer Giritli'nin üç çocuğuna bakmak üzere Dadı olarak işe girer. Çocuk yetiştirme konusunda pek de deneyimi olmayan Melek, kendisine çok yabancı bir ortamda, o güne kadar görmediği kurallar ve değişik bir yaşam biçimiyle karşı karşıya kalır.

14 yıllık eski sevgililer Efsun ve Sinan evlenmeye karar verdiklerinde başlarına gelmeyen kalmaz. Düğün günü geldiğinde ise her şey daha da karışır.

Şebnem Burcuoğlu’nun çok satan Kocan Kadar Konuş romanından uyarlanan film bu toprağın kadınlarının daha çocukken nasıl koca bulmaya programlandıklarını anlatıyor. Bu kadınların arasında 30 yaşındaki Efsun (Ezgi Mola) gerçek aşkı, sevgiyi, dürüstlüğü arar ama diğer kızlar gibi numara yapmayı, trip atmayı, erkeği parmağının ucunda oynatmayı bilmez. Bu yüzden bu yaşına kadar düzgün bir ilişkisi olmamıştır. Efsun’un kadınlığın kitabını yazmış İzmirli ailesi ise ona kadınlığı öğretmeye kararlıdır. Efsun da nihayet kendini Türk kızlarına emanet eder. Ailesi tepeden tırnağa yeniledikleri Efsun’u takdim etmeye hazırlanırken Efsun’un karşısına hiç unutamadığı, üstüne yenisini koyamadığı lise aşkı Sinan (Murat Yıldırım) çıkar.

Basri, demir yollarında yol bekçisi olarak çalışmaktadır ve yalnızdır. Tek oğlu olan Seyfi tam 18 yıl önce, okuduğu üniversitede öğrenciyken gözaltına alınmış ve o günden sonra hiç kimse Seyfi'den başka bir haber alamamıştır. Bu durumda ne ölüdür Seyfi ne sağ, ne vardır ne de yoktur. Basri'nin oğlu kaybolduktan altı yıl sonra karısı da ölmüştür. Basri, oğlunun kayıbından sonra yavaş yavaş toplumdan soyutlamaya başlamıştır kendini. Onu günden güne çepeçevre saran bir umut yaşatmıştır bugüne kadar. Her gün kontrol etmek için üzerinde yürüdüğü tren yolları, on sekiz yıldır aralıksız, her ayın başında ve ortasında oğlunu bulmaları için yazdığı dilekçeler… Anadolu'nun bereketli toprakları ve onu sarıp sarmalayan uçsuz bucaksız tren yolları, umut ve vicdan…

Gece bitmek bilmez. Anadolu’nun bozkırında saatlerdir süren bir cinayet soruşturması herkesi yormuştur. Savcı, komiser, jandarma ve doktordan oluşan bir ekip, Kenan’la Ramazan’ın gömdüğü cesedi aramaktadır. Kenan, Yaşar’ı gömerken sarhoş olduğunu, yalnızca top gibi bir ağacı ve bir çeşmeyi hatırladığını söylemiştir. Ceset ya o tepenin ardındadır, ya bu tepenin… Engebeli, yılankavi yolların sırtında iş uzadıkça uzar. Araba farlarının titrek ışığında kuru otlar savrulur, gölgeler büyür, karanlık adım adım koyulaşır. Arap Ali, doktora yaklaşıp “Çoluk çocuk sahibi olunca anlatacak bir hikâyen olur. Fena mı?” der. “Bir zamanlar Anadolu’da, dersin, ücra bir yerde görev yaparken işte başımdan böyle böyle olaylar geçti dersin. Anlatırsın yani masal gibi.”

Dünya bir yıkımın eşiğinde kıyamete doğru sürüklenmektedir. Dünyanın geleceğini kurtarmak isteyen bir grup insan, kadim bilgilerin saklandığı el-Hazne’nin peşindedir. Bütün bunlardan habersiz bir parkur sporcusu olan Mete, kendini 800 yıllık bir savaşın ortasında bulur.

Bir psikiyatrist, kariyerini mahvedebilecek bir sırrı saklarken ergen zihinlerinin karmaşıklığıyla uğraşır ve bu sırada beklenmedik bir aşk bulur.

Bakış açıları, yaklaşımlar ve hedefe giden yolda yürüme biçimleri X kuşağına göre artık bambaşkadır. Genç bir kadın olan Aslı da kariyer basamaklarını tırmanmak için çok çalışmaya güvenmek yerine 'kuş uçuşu' gitmeye çalışır. Yeni dünyanın yöntemleriyle en üste ulaşmaya çalışan Aslı amacına ulaşabilecek midir?

Feride, can korkusuyla eniştesi Cemil’in yanından kaçtıktan sonra adını Gizem olarak değiştirmiştir. Kendine yeni bir hayat kuran genç kadının mutlu bir evliliği vardır. Gizem, bir TV programında bütün ailesinin öldürülmüş olduğunu ve Cemil’in hala onun ve aşığıyla kaçmış olan ablası Nesime’nin peşinde olduğunu öğrenir. Nesime ve Feride’nin yolları yıllar sonra tekrar kesişir. Gizem, kendisinin ve ablasının gerçek kimlikleri ortaya çıkmasın diye uğraşırken, kocası Mehmet’in de eşinden gizlediği geçmişinden gelen sırları vardır.

Kişilik bozuklukları ve psikotik hastalıklar konusunda uzman olan terapist Çetin Düztaş’ın hayatı, karısının öldürülmesiyle altüst olur. Katilin bıraktığı ipucunun peşinden giden Çetin, geçmişin bugüne düşen gölgesini ararken, daha önce hiç fark etmediği gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.

1960’lar Türkiye’sinin gölgesinde, altın çağını yaşamaya başlayan Yeşilçam’da bir yapımcının ayakta kalma hikâyesini anlatan Yeşilçam: Bir Sinema Hayvanı’nda Çağatay Ulusoy, her şeyini kaybetmiş ancak Yeşilçam’da küllerinden yeniden doğmaya çalışan sinema aşığı yapımcı Semih Ateş’e hayat veriyor. Aynı zamanda dizide Çağatay Ulusoy’a Afra Saraçoğlu ve Selin Şekerci eşlik ediyor. Afra Saraçoğlu, Yeşilçam’ın kapısını gerçek bir sanatçı olmak için çalan genç ve güzel Tülin Saygı’yı, Selin Şekerci ise Yeşilçam’ın gözde yıldızlarından Mine Cansu’yu canlandırıyor. Oyuncu kadrosunda bu üç isme Güngör Bayrak, Nilüfer Açıkalın, Altan Erkekli, Yetkin Dikinciler, Özgür Çevik, Ayta Sözeri ve Bora Akkaş eşlik ediyor.

Gün On4, koronavirüs teşhisi konan ancak hastalığı evinde tedavi görerek atlatan Komiser Gazanfer ve ekibinin, karantina günlerinde şüpheli bir intihar vakasının izini sürme hikayesini anlatıyor.

Toplumdaki yozlaşmanın çözümünü kendi adaletini sağlayarak arayan Ercüment Çözer’in yolu, toplumdaki sapkınlık ve kötülüklerin içine sıkışmış iki genç olan Helen ve Savaş ile kesişir. Helen ve Savaş başlarına gelen olaylar sebebiyle adaletin elinden kaçanların peşine düşmeye karar verir. Bunu öğrenen Ercüment Çözer ise saygısızlara savaş açan bu ikiliye kendini polis olarak tanıtarak onların güvenini kazanmaya çalışır.

Ferhat, peşine düştüğü adamı yaşatmak için bir doktora ihtiyaç duyar. Kendini insanları iyileştirmeye adamış olan doktor Aslı ile yolları bu sebeple kesişir. Hayatta asla yan yana gelemeyecek, siyahla beyaz kadar zıt iki insan.

Babasının ani ölümüyle tahta çıkan Sultan Ahmed kendini başka bir dünyada bulur; savaşlar, entrikalar, devlet yönetimi... Ama bir gün bir tablo görmesiyle hayatına bir kadın girer: Kösem Sultan. İlk başlarda tahtın ağırlığında ezilse de yavaş yavaş işlerin farkına varacaktır. Kösem Sultan ise saraya gelmesiyle birlikte artık kendisine bekleyen hayatın ilk adımını atacaktır. O da işlerin farkına vardıktan sonra kendini saray entrikalarında ve taht kavgalarında bulacaktır. Eşinin ani ölümünden sonra zorlu bir hayat onu beklemektedir. İki çocuğunun ve torununun saltanatlarını görecek, Osmanlı İmparatorluğu'nun en kudretli valide sultanı olacak, deyim yerindeyse devleti o idare edecektir. Ne yazık ki en sonunda da kendisi saray entrikalarına kurban gidecektir.

Cevher Holding, ülkenin en büyük maden şirketlerinden birisidir. Ailenin iki oğlundan birisi olan Murat Cevher de bu holdingin patronudur. Annesi Sitare Hanım, eşi Süreyya ve kızı Ece ile olağan düzenini devam ettiren Murat Cevher'in hayatı, karşısına Defne'nin çıkmasıyla değişecektir. Defne'ye âşık olan Murat, bu aşkın bedelini çok ağır ödeyeceğini henüz bilmemektedir. Murat Cevher'in eşi Süreyya'nın intiharından sonra ailenin aldığı bir karar, hepsinin hayatını alt üst eder. Fakat iki sene sonra ortaya çıkacak bir gerçek, kimsenin beklemediği kadar ağır olur.

Öğretmen olan Cemil'in tek akrabası kız kardeşidir. Anne ve babasını kaybettikten sonra bütün hayatını kız kardeşine adayan Cemil'in tek amacı böbrek hastası olan kardeşini yaşatmaktır. Kardeşine ilaç almak için sigortalı bir iş seçen ve öğretmenlik yapan Cemil az bulunan bir kan grubuna sahip olduğu ve kardeşinin tedavi masraflarını da ödemek zorunda olduğu için donörlük yapar ve kanını satar. Kız kardeşi 60 bin kişi ile beraber böbrek sırasında beklerken yolu kazayla Ümit'le kesişen Cemil'in hayatı, bu karşılaşmadan sonra alt üst olacaktır.

Çocuklarının eğitim hayatı için Muğla'dan İstanbul'a gelen Ömer Asaf ve ailesini hem yeni bir şehir hem de çok farklı bir hayat beklemektedir. Evin büyük annesi Ümran'ın ise yıllardır saklandığı ve vicdanını rahat bırakmayan sırlar artık ortaya çıkacaktır. Birbirinden habersiz büyümüş, biri annesinin diğeri babasının yanında büyümüş iki kardeş uzun yıllar sonra karşılaşacak, tanışacak hatta düşman olacaklardır. Üniversitede yolları kesişen kardeşlerin bu çıkmazı yıllar önce ayrılan ve bambaşka hayatlara yuvarlanan anneleri Handan ve babaları Ömer’i de mecburen tekrar bir araya getirecektir... Bir yanda 20 yıldır süren bir evlilik, diğer yanda sıcağı soğumamış büyük bir aşkın külleri... Bir yanda Aylin ve kendi çocuğundan ayırmadan annelik yaptığı oğlunu kaybetme korkusu...

1960'lı yıllarda, kocasının kendisine yaptığı onca kötülüğü ve yaşadığı aile dramını unutamamış, bir evladını torununun doğumunda kaybetmiş bir annenin ve aynı zamanda kendisine ait bir konfeksiyon atölyesinin sahibi olan Cemile'nin, kızları Berrin ve Aylin; oğulları Mete ve Osman, kayınvalidesi Hasefe Hanım, damatları ve torunları ile verdiği mücadele anlatılmaktadır. Geçen bu olayları Cemile'nin küçük oğlu Osman anlatmaktadır. 3. Sezonda 12 Eylül Darbesi anlatılmaktadır.

B2 koğuşundaki kadınlar, en ağır suçlardan hüküm giymiş mahkumlardır. Kimileri talihsiz, mağdur kadınlar, kimileriyse iflah olmaz suçlulardır. Fakat onlar aynı zamanda birer eş, birer anne, birer evlattır. Belki de hepsinden önemlisi; Onlar birer kadındır. İçinde bulundukları ortamda, çoğu zaman güçlü mahkumların kendi koydukları kurallar, hapishane kurallarının önüne geçer. İçeride geçerli olan tek kural vardır: Güçlü olan ayakta kalır! Sadist gardiyanların, kin ve güç savaşlarının egemen olduğu, en içgüdüsel duygularla hareket edilen, korkutucu ve huzursuz bir dünyadır onlarınki. Tüm bu şiddet ve yoksunluk içinde, yine de sımsıcak dostlukların, kadın duygularının hakim olduğu bir iç dünya yaratmayı başarabilen isimsiz kahramanlar onlardır.

Şehrazat, ataerkil bir ailenin oğluyla evlenmiş, fakat aile bu evliliğe şiddetle karşı çıkmış ve oğullarını evlatlıktan reddetmişlerdir. Eşini, oğlu henüz bir yaşındayken trafik kazasında kaybeden Şehrazat, kısa süre sonra oğlunun lösemi olmasıyla bir kez daha sarsılır. Kaderin ağır sınavından geçen genç kadın, çaresizlik içinde tedavi için gerekli olan 200.000 doları bulmaya çalışır. Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 dolar daha gereklidir. İstenmediğini bile bile çocuğu için zengin kayınpederine gider, durumu anlatır ve para ister fakat vicdansızca evden kovulur. Son çare olarak henüz üç ay önce işe başladığı ve deneme süresinin dolmadığı BinYapı Holding'in patronu Onur Aksal'dan borç ister. Fakat genç patron Binbir Gece Masalları kahramanı Şah Şehriyar'ın "Kadınlara asla inanma" felsefesinden yola çıkarak ağır bir bedel ister. İsteği Şehrazat ile bir gece geçirmektir. Bu her şeyin başlangıcı olur.

Münevver Hanım Kız Yurdu'ndaki öğrencilerin yaşadığı birbirinden komik olayları anlatan dizi.

Melek, yıllardan beri sevgilisinin gelinlik satan dükkânında tezgâhtar olarak çalışmakta ve evlilik hayalleri kurmaktadır. Bir gün sevgilisinin kendisinden ayrılmak istediğini öğrenir ve hayatı tamamen değişir. İşyerinden ayrılan Melek, tesadüfler sonucu eşini kaybetmiş olan zengin bir adamın, Ömer Giritli'nin üç çocuğuna bakmak üzere Dadı olarak işe girer. Çocuk yetiştirme konusunda pek de deneyimi olmayan Melek, kendisine çok yabancı bir ortamda, o güne kadar görmediği kurallar ve değişik bir yaşam biçimiyle karşı karşıya kalır.