İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Once Upon a Time in Anatolia
Film · 2011 · 157 dk · Dram, Suç
Kısa Cevap: Herkese göre değil — uzun, ağır tempolu ama ustaca bir film.
Bir cinayet soruşturmasının bir gecesini bozkırda, sabırla anlatan bir Nuri Bilge Ceylan draması. Görüntüsü ve diyalogları çok güçlü ama üç saate yakın süresi ve durgun temposu her izleyiciye göre değil.
Resmi Fragman · YouTube üzerinden oynatılır.
Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

Muhammet Uzuner
Doktor Cemal

Yılmaz Erdoğan
Komiser Naci

Taner Birsel
Savcı Nusret

Ahmet Mümtaz Taylan
Şoför Arap Ali

Fırat Tanış
Kenan

Ercan Kesal
Muhtar

Erol Erarslan
Murder Victim Yaşar

Burhan Yıldız
Suspect Ramazan

Murat Kılıç
Police Officer İzzet

Şafak Karali
Courthouse Clerk Abidin

Emre Şen
Sergeant Önder

Cansu Demirci
Mukhtar's Daughter Cemile

Uğur Arslanoğlu
Courthouse Driver Tevfik

Nihan Okutucu
Yaşar's Wife Gülnaz
Son kontrol: 14 Temmuz 2026 · Platform verileri JustWatch kaynaklıdır.
Tema: Yetişkinlere yönelik, ağır tempolu, varoluşsal temalar içeren bir polisiye drama.
Anadolu bozkırında; savcı, komiser, jandarma ve doktordan oluşan bir ekip, saatlerce süren bir cinayet soruşturmasında gömülü bir cesedi arar; gece bir türlü bitmek bilmez.
Bu yapım hakkında henüz kimse yazmamış — ilk yorumu sen bırak.
Spoilersız yaz, herkes rahat okusun; spoiler varsa yukarıdaki kutucukla işaretle. Yorumun, moderasyondan geçtikten sonra burada görünür.

Diana B Henriques’in biyografik romanından uyarlanan, ABD tarihinin en büyük mali dolandırıcısı olarak kabul edilen Bernie Madoff’un yükseliş ve düşüşünü konu alacak olan filmde ; yatırımcılara kendi paralarından geri dönenle veya sonraki yatırımcılardan gelen paralarla ödemenin yapıldığı bir dolandırıcılık yöntemi olan Ponzi Oyunu sebebiyle hüküm giyen Madoff’u De Niro canlandırırken, dolandırıcının eşi Ruth’a ise Pfeieffer hayat verecek. Alessandro Nivola ise babasını federal makamlara bildiren büyük oğul Mark’ı canlandıracak.

İki polis memurunu öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Ruth Slater (Sandra Bullock), cezasını çektikten sonra yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Ancak cezaevinden çıkar çıkmaz öldürülen iki polis memurunun yakınları onu tehdit etmeye ve hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Aksi takdirde artık eski evlerinde hoş karşılanmazlar. Bir çıkış yolu tıkanmış görünüyor, ancak nefret saldırıları artmaya devam ediyor. Şimdi, Ruth'un topluma geri dönüş yolu arayışında tek bir çıkış yolu vardır: yıllar önce gözden kaybettiği küçük kız kardeşini aramak, son çaresi olmalıdır. Ancak, kayıp aile bireyini arama, uzun yıllar hapis yattıktan sonra beklenenden daha zor hale gelir.

Yıl 1959, New Yorker dergisi için çalışan yazar Truman Capote, New York Times gazetesindeki bir makaleye takılır. Yazıda, Kansas eyaletinde vahşice işlenen bir katliam ve aynı aileye mensup 4 kişinin öldürülmesi anlatılmaktadır. Capote, daha önce buna benzer çok haber okumuştur ama nedense bu olayda onu çeken birşey vardır. Dergi yazı işlerini de ikna ederek, olayı araştırmak üzere kendisi gibi dergiye yazan çocukluk arkadaşı Harper Lee ile beraber olayın geçtiğe yere yola çıkarlar. Bu olayın, geçtiği kasaba üzerindeki etkilerinden, görgü tanıklarına ve polis raporlarına dayanarak yazılan öykü, katil zanlıların yakalanması ve ölüm cezasına çarptırılması ile Capote'nin sanıklarla yaptığı görüşmeler ve nihayetinde onlara destek olmak istemesi ile uzadıkça, Amerikan edebiyatının önemli eserlerinden In Cold Blood (Soğukkanlılıkla) adlı romanın da temeli oluşur...

Ailenin lideri olan Michael Corleone artık 60 yaşına geldiği için kendisine yeni bir varis aramaktadır. Kendisi yeraltı dünyasından çekilecek ve ailesinin suç dünyasıyla ile olan bağlarını da koparacaktır. Varis olarak gözünü kestirdiği kişi ise Vincent'dır. Fakat olaylar Michael'ın umduğu gibi gitmez ve yeni hesaplaşmalar ve oyunlar baş gösterir.

Charles Bronson, çıplak yumruklarıyla dövüşen boksör Chaney rolünde. Büyük ekonomik buhranı atlatmak için, kendisine yasa dışı dövüşler organize eden gezgin bir kumarbazla iş birliği yapar. Ancak, yolsuzlukla dolu bu tür dövüşler, hem spor dünyasında hem de yeni sevgilisi Lucy ile olan ilişkisinde yeni sorunlar yaratır.

Film, 70’ler ve 80’lerde Katherine Hepburn, Tallulah Bankhead ve Estee Lauder gibi yıldızların biyografilerini yazarak geçimini sürdüren biyografi yazarı Lee Israel’in (Melissa Mc Carthy) gerçek hikayesini anlatıyor. Zamanla popülerliğini yitiren ve yayıncı bulmakta zorlanan Lee, kirasını bile ödeyemeyecek duruma gelir. Sonunda, sadık arkadaşı Jack Hock (Richard E. Grant) ile birlikte bu zor durumdan kurtulmak için hayatını kaybetmiş yazarların mektuplarını taklit edip koleksiyonerlere satarak para kazanmaya başlar. Fakat çok geçmeden başı polislerle belaya girer.