İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor
İZLENİRMİ?
Karar hazırlanıyor


Gece bitmek bilmez. Anadolu’nun bozkırında saatlerdir süren bir cinayet soruşturması herkesi yormuştur. Savcı, komiser, jandarma ve doktordan oluşan bir ekip, Kenan’la Ramazan’ın gömdüğü cesedi aramaktadır. Kenan, Yaşar’ı gömerken sarhoş olduğunu, yalnızca top gibi bir ağacı ve bir çeşmeyi hatırladığını söylemiştir. Ceset ya o tepenin ardındadır, ya bu tepenin… Engebeli, yılankavi yolların sırtında iş uzadıkça uzar. Araba farlarının titrek ışığında kuru otlar savrulur, gölgeler büyür, karanlık adım adım koyulaşır. Arap Ali, doktora yaklaşıp “Çoluk çocuk sahibi olunca anlatacak bir hikâyen olur. Fena mı?” der. “Bir zamanlar Anadolu’da, dersin, ücra bir yerde görev yaparken işte başımdan böyle böyle olaylar geçti dersin. Anlatırsın yani masal gibi.”

Karanlık bir adamın kirli işlerini yapan Gölge, geçmişine ait sır perdesini aralamaya çalışırken işler karışır ve kendini bambaşka bir kimlikle küçük bir mahallede bulur.

Filmde, ilk Dünya Rekoru’na imza attığında 15 yaşında olan, spor kariyerine 7 Dünya Rekoru, üç farklı olimpiyatta kazandığı 3 Olimpiyat Altın Madalya, 6 Avrupa Şampiyonluğu ile 7 tane Dünya Şampiyonluğu ve daha nice başarılar sığdıran ülkemiz ve dünya spor tarihine adını altın harflerle yazdıran efsanevi halterci Naim Süleymanoğlu’nun hayat hikayesini konu ediliyor.

İstanbul'da bir fabrika müdürü olan Ferhat ve bir banka müdürü olan Handan, Gürcü ve Ukrayna kökenli genç bir sanatçı olan Lia ile taşıyıcı annelik yoluyla çocuk sahibi olmaya karar verirler. Kızları Ada doğduktan kısa bir süre sonra Rusya ile Ukrayna arasında savaş patlak verir. Bu nedenle Lia, Ferhat ve Handan ile İstanbul'da bir süre daha kalmak zorunda kalır. Taşıyıcı anneliğin kendisini Avrupa'ya götürecek formül olduğuna inanan Lia, Ada'dan ayrılmak istememektedir.

İstanbul’un en prestijli restoranlarından birinin sahibi şef Sina Bora, yılın en hareketli gecesinde hem profesyonel hem de kişisel hayatını tehdit eden zorluklarla yüzleşir. Babasının acil ameliyat haberi, eksik malzemeler, gergin personel ve eski mentoruyla hesaplaşmalar arasında sıkışan Sina, krizleri yönetmeye çalışırken büyük kararlarla karşı karşıya kalır.

Ünlü bir akademisyen olan Berna Tuna'nın ölümü, kocası Macit için geçmişteki hatalarıyla yüzleşmek ve yıllardır ihmal ettiği kızı İpek ile ilişkisini pekiştirmek için bir fırsattır. Oğlu Alp ile eşinin asistanı Feyza'nın Berna'nın mirasına olan bağlılığı bu yeniden başlangıç ümidini bir sınava dönüştürecektir.

En büyük hayali müzik kaseti çıkarmak olan Cengiz, Bursa'da bir çay bahçesinde şarkıcılık yapar. Cengiz'in hayatı, Taşkın ile tanışmasıyla bambaşka bir hal alır. Cengiz, Taşkın'ın döneminin ünlü bestekarı olan Şerafettin'in bestesi ile kaseti için bir çıkış yapacağını düşünür. Bu amaçla da ağabeyinden borç alır. Ancak Cengiz bu süreçte kendisini, Taşkın ve Arzu ile birlikte birbirinden talihsiz bir dizi olayın içinde bulur.

Filmde, ilk Dünya Rekoru’na imza attığında 15 yaşında olan, spor kariyerine 7 Dünya Rekoru, üç farklı olimpiyatta kazandığı 3 Olimpiyat Altın Madalya, 6 Avrupa Şampiyonluğu ile 7 tane Dünya Şampiyonluğu ve daha nice başarılar sığdıran ülkemiz ve dünya spor tarihine adını altın harflerle yazdıran efsanevi halterci Naim Süleymanoğlu’nun hayat hikayesini konu ediliyor.

1963 yılı, Mayıs ayının son günleri… Film ordudan tasfiye edilmiş dört eski askerin bir gece boyunca süren sıra dışı yolculuğunu anlatır. Teğmen Şinasi, Binbaşı Kemal, Binbaşı Rıfat ve Albay Reha aynı gece Ankara’da başlayacak olan askeri darbenin İstanbul ayağında, darbe bildirisini İstanbul Radyosu’ndan anons etmeyi planlamaktadır. Yeterince güçlü ve etkili yapılan bir anons sonucunda darbenin başarılı olacağından ve halk desteğini arkalarına alacaklarından emindirler. Fakat hiçbir şey bekledikleri gibi gitmeyecektir.

Leyla, gece treniyle çıktığı uzun bir yolculukta manzarayı ve insanları iştahla izlerken hemşirelik öğrencisi Canan'ı fark eder. Bu genç kızı son istasyonda, Yavuz'un evinde, çok ağır bir sorumluluk bekliyordur. Leyla, Canan'ın anlattıklarından ve anlatmadıklarından bir hikaye kurar, kendini kaptırır ve ona eşlik etmeye karar verir. Hikayenin sonunda bir iyilik meleği mi yoksa bir katil mi olacaklarını henüz bilmiyordur.

Gece bitmek bilmez. Anadolu’nun bozkırında saatlerdir süren bir cinayet soruşturması herkesi yormuştur. Savcı, komiser, jandarma ve doktordan oluşan bir ekip, Kenan’la Ramazan’ın gömdüğü cesedi aramaktadır. Kenan, Yaşar’ı gömerken sarhoş olduğunu, yalnızca top gibi bir ağacı ve bir çeşmeyi hatırladığını söylemiştir. Ceset ya o tepenin ardındadır, ya bu tepenin… Engebeli, yılankavi yolların sırtında iş uzadıkça uzar. Araba farlarının titrek ışığında kuru otlar savrulur, gölgeler büyür, karanlık adım adım koyulaşır. Arap Ali, doktora yaklaşıp “Çoluk çocuk sahibi olunca anlatacak bir hikâyen olur. Fena mı?” der. “Bir zamanlar Anadolu’da, dersin, ücra bir yerde görev yaparken işte başımdan böyle böyle olaylar geçti dersin. Anlatırsın yani masal gibi.”

İki çocuklu Dilek, kocasından ayrı yaşar ama hâlâ boşanmamıştır. Para kazanmak için bir arkadaşının tavsiyesiyle korsan taksi şoförlüğü yapmaya başlar. Bir gün arabasına daha önce hiç korsan taksiye binmemiş bir müşteri biner ve hayatı değişir.

Zeynep ülkenin sayılı zenginlerinden olan Beyoğlu ailesinin okulunda öğretmen olarak görev yapmaktadır. Kız kardeşi Berna ailenin verdiği bursla okuduğundan Zeynep, kendini onlara borçlu hissetmekte, Beyoğlu Vakfı'nda da gönüllü olarak çalışmaktadır. Vakfın bir organizasyonunda Beyoğlu ailesinin veliahdı Onur Beyoğlu'na düzenlenen bir suikastı engellemesiyle tetiklenen olaylar zinciri onu bu karizmatik adamla yakınlaştıracak, nikah masasına dek götürecektir. Eşi öldükten sonra hiçbir kadınla ilgilenmeyen Onur'un Zeynep'le evliliği şaşkınlıkla karşılanır. Onur, Zeynep'in etrafındaki herkesten farklı olmasından ve içten davranışlarından etkilenmektedir etkilenmesine ama Zeynep'in Onur ve ailesi hakkında bilmediği büyük sırlar vardır. Herkesin birbirine geçmişin acılarıyla bağlı olduğu bu evde hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Zeynep ve Onur altın bir kafese dönüşen bu evde aşkları için mücadele etmek zorunda kalacaklardır.

Arif ve kızı Ela, güneşte yaşanan bir patlama sonrası şehirdeki büyük kaos sebebiyle komşuları Melek ve bir grup insan ile ambulansla şehirden kaçmaya çalışırlar. Herkes için yüzleşmelere gebe olacak bu yolculuk, yıllardır modern hayatın altında ezilmiş Arif’i adeta yeniden hayata bağlar.

Ünlü terzi Peyami, en iyi dostunun müstakbel eşi için gelinlik dikmektedir. Ama hiç görmediği bu kız beklenmedik şekilde hayatına girince, Peyami’nin sırlarına bir yenisi eklenir.

Karanlık bir adamın kirli işlerini yapan Gölge, geçmişine ait sır perdesini aralamaya çalışırken işler karışır ve kendini bambaşka bir kimlikle küçük bir mahallede bulur.

Adalar’da ortaya çıkan at vebası yüzünden bir gecede bütün atlar itlaf edilir. Aynı gece faytoncuların başı, kardeşi tarafından gizlice öldürülür. Amacı, yıkılacak olan fayton krallığının mirasına konmaktır. Ancak yeğeni Hazar, babasının intikamını almaya kararlıdır.

Kişilik bozuklukları ve psikotik hastalıklar konusunda uzman olan terapist Çetin Düztaş’ın hayatı, karısının öldürülmesiyle altüst olur. Katilin bıraktığı ipucunun peşinden giden Çetin, geçmişin bugüne düşen gölgesini ararken, daha önce hiç fark etmediği gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır.

Deniz zeki, yetenekli, kendini işine adamış bir edebiyat öğretmenidir. Mehmet Emir ise ünlü bir cerrah. Oğlu Deniz’in öğrencisidir. Her ikisi de epey zamandır hayatlarına kimseyi sokmamıştır. Aralarındaki çekim, onları önce beraber çıktıkları bir akşam yemeğine daha sonra da hayatlarını alt üst edecek bir dizi olayın içine sürükler. Masum bir yemeğin kendileri ve ailelerini büyük yıkımlarla karşılaştıracağı akıllarına bile gelmez. Peki o gece ne olmuştur? Deniz ve Mehmet Emir dışında kimse bilmemektedir. İkisi de geceyi farklı anlatır. Ve gerçeğin peşinde gerilimli soluk soluğa bir maceraya atılır. Yapmaları gereken tek şey doğru söylediklerini ispatlamaktır.

Her Türk evladı asker doğar. Bazıları hem asker, hem kahraman… Bu milletin, bu ülkenin bekası için gece gündüz çalışırlar. Yeri gelir ölüme bile kafa tutarlar. Biz onlara “Kahraman” deriz. Onlar bize haykırarak cevap verir: Vatan sağ olsun!

İnsan sevdiklerini kaybedince ertelediği zamanlar değerli olur. Ama şimdi çok geçtir. Küçükken birbirlerini nedensiz seven kardeşler, büyüdükçe küçük nedenlerle birbirlerine nasıl düşerler? Hulusi (Ege Aydan) hayatının son günlerini kendi evinde yalnız ve tek başına geçirmiştir. Hulusi yaşarken yapamadığını öldükten sonra başarabilecek midir? Miras olarak bıraktığı bu eski ev bir mülk gibi paylaşılacak mı yoksa bu aileyi tekrar bir arada mı tutacaktır?

Hande Altaylı'nın çok satan romanı Kahperengi'den uyarlanan dizi Anadolu'nun küçük bir kasabasında doğup, büyüyen Narin'in hikayesini anlatıyor. Narin, azmi ve zekası sayesinde eğitimini büyük güçlüklerle olsa da tamamlamış ve zorlu geçmişini ardında bırakarak İstanbul'a, yeni bir hayat kurmaya gelmiştir. Narin'in çocukluktan büyük bir aşkla sevdiği Fırat, yıllar sonra Narin'in karşısına hiç beklemediği birisinin nişanlısı olarak çıktığında, Narin'in daha yeni açtığı temiz sayfası bir anda geçmişin izleri ile dolar. Diğer taraftan geçmişin bir hayaleti daha, Narin'in karşısına dikilmek için gün saymaktadır.

50'li yılların sonlarında geçen hikayede; Sineklidağ adındaki kenar mahallede anasıyla yaşayan Ali ve dayısıyla yaşayan Zilha'nın umutsuz aşkları, Ali'nin üzerine kalan cinayet sebebiyle mapusa düşmesiyle yarım kalır. Ali'nin demir parmaklıklardan kurtuluşu adeta bir kahraman yaratır, o artık mahallelinin yegane umudu Keşanlı Ali'dir. Herkesten intikam almaya ve Zilha'ya kavuşmaya da yeminlidir.

Halil Efe, Muğla'nın Bozüyük köyünde çiftçilik yapmaktadır. Murat ve Güven isimli iki oğulları vardır. Onları İstanbul'da okutan Halil Efe’nin tek arzusu oğullarının iyi birer ziraat mühendisi olarak köye dönmeleri ve işlerin başına geçmeleridir, ama çocukların bu işe hiç niyetleri yoktur.

Eşinden yeni boşanmış Eda ve iki oğlu, başarılı iş adamı Oğuz ve üç kızı ile üçkağıtçı kumarbaz Ferit aynı evde yaşamak zorunda kalırlarsa neler yaşanır?

Tanrı tarafından insan gibi yaşama cezasına çarptırılmış iki meleğin, cezalarını çekerlerken düştükleri açmazları konu alıyor.